Belki
Seray Şahiner
avv., dal turco
Festivaletteratura forse

Belki kullanmalıyız, belki kullanmamalıyız. Zaten problem burada.

Benden bir kelime seçmemi istendiğinde, daha çok kadın mantığını ve Türkiye’de yaşayan bir kadın mantığını düşünerek hareket e im. Matematiğimiz çok kötü olsa da, bazılarımızın, gene de hayatımız olasılık he- sapları üzerine düşünerek geçiyor. Çeşitli olasılıkla- ra karşı, kadın hayal gücü kadar sınırsız sonuç hesapları güdüyoruz sürekli. O kadar hayatımızla ilerleyen bir şey ki, bir yerden sonra huzursuzluk yaratmaya da başlıyor. Ama bizi huzursuz eden bu “acaba mı” soru- ları değil, onlara verdiğimiz “belki” ile başlayan belir- siz cevaplar.
Erkeklerin “bakarız, dur bakalım hallederiz” dediği bir çok şeyi, biz acaba şöyle mi olacak böyle mi olacak, yüzbinlerce sonuç üreterek cevaplamaya çalışıyoruz. Ben öyle düşünüyorum ki bizim hayatımızı, bizim ka- derimizi, bir dakika sonra başımıza ne geleceğini bile- memek belirliyor. Çünkü bu bizim bütün mantığımızı, hareket biçimimizi, ruh halimizi de etkileyen ve nasıl davranmamız gerektiğini belirleyen bir şey Bir de [...] bir takım arada kalmışlıklar da devreye giriyor. Kendi- mizin nerde olduğunu konumlandırmakta zorluk çek- tiğimiz zamanlar olabiliyor: doğuluk ile batılık, mutluluk ve mutsuzluk, kadercilikle kararlılık, çünkü bunlar hep bizim coğrafyamızda çeşitli kültürlerin barındır- dığı handikaplar.
Dolayısıyla biz de nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerden, nereye varacağını tahmin edemediğimiz durumlarla ilgili sonuçlara vararak hayatimizi idame et- tirmeye çalışıyoruz.
Belki” Türkçede de hem olumlu hem olumsuz ihtimalle kullanılabilen bir kelime, belki olur belki olmaz, tereddütlü bir ihtimal.

[...]

Bizim ekmek kelimesiyle bu belki’yi birleştirebilecek bir değimimiz var: umut fakirin ekmeği. Bence hepsi bir birine bağlanıyor neticede.

Usare o non usare la parola belki, forse? Tu o il dilemma sta qui: sì e no.

Quando mi è stato chiesto di scegliere una parola, ho subito ragionato come una donna, e in particolare come una donna che vive in Turchia. Anche se siamo, alcune di noi, un po’ negate in matematica, tu a la nostra vita si fonda sul calcolo delle probabilità e spesso riusciamo a trovare tante risposte quante sono le probabilità esistenti nell’in nito dell’immaginario femminile. E questo in uenza talmente le nostre vite che a un certo punto ci toglie la serenità, ma non dipende tanto dal quesito ‘forse’, quanto dalle risposte imprecise che si danno ai forse. Tale vocabolo, che per gli uomini assume il senso di “magari” o “vediamo, in qualche modo si farà”, per le donne apre centinaia di migliaia di possibilità come “potrebbe essere così, potrebbe essere cosà”. Credo che la nostra vita sia de nita dal fa o che noi non sappiamo cosa potrà accadere fra un minuto e ciò in uenza il nostro raziocinio, il nostro spirito, il nostro modo di agire [...] In Turchia, vista la presenza di tante diverse culture sullo stesso territorio, siamo in una posizione un po’ scomoda, quasi incastrati in mezzo, tra Oriente e Occidente, felicità e infelicità, fatalismo e determinismo. Quindi è da questo punto, in cui non sappiamo dove siamo e non riusciamo a immaginare dove andiamo, che cerchiamo di portare avanti le nostre esistenze.
Anche in turco belki è una parola che può essere utilizzata sia in positivo sia in negativo, è una sorta di a esa, un dubbio.

[...]

Noi abbiamo un proverbio che me e insieme la parola pane e la parola forse: la speranza è il pane del povero. A mio parere alla fine tutto si ricongiunge.



Festivaletteratura

con il sostegno di

Festivaletteratura